<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ceza Hukukuna İlişkin İçtihatlar ve Örnek Kararlar | Av. Orhun Türkoğlu</title>
	<atom:link href="https://orhunturkoglu.av.tr/ictihatlar-tr/ictihatlar-ceza/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://orhunturkoglu.av.tr/ictihatlar-tr/ictihatlar-ceza/</link>
	<description>Ticaret, Boşanma ve Bilişim Hukuku Avukatlık Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 Mar 2025 14:19:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://orhunturkoglu.av.tr/wp-content/uploads/2023/12/cropped-avukat-beye-32x32.png</url>
	<title>Ceza Hukukuna İlişkin İçtihatlar ve Örnek Kararlar | Av. Orhun Türkoğlu</title>
	<link>https://orhunturkoglu.av.tr/ictihatlar-tr/ictihatlar-ceza/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Taahhüdü İhlal Suçu &#8211; Aynı Borç Nedeniyle Bir Defa Üç Aya Kadar Tazyik Hapsi Verilebileceği</title>
		<link>https://orhunturkoglu.av.tr/taahhudu-ihlal-sucu-ayni-borc-nedeniyle-bir-defa-uc-aya-kadar-tazyik-hapsi-verilebilecegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhun Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 07:40:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza İçtihatları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://orhunturkoglu.av.tr/?p=3242</guid>

					<description><![CDATA[A.İçtihat Konusu İcra iflas Kanunu&#8217;nun 340. maddesi doğrultusunda borçlu kişiden alınan ödeme taahhüdünün ihlali halinde İcra Ceza mahkemesince verilecek 3 aya kadar tazyik hapsi cezalarına ilişkin ayrı takip dayanaklarına istinaden ayrı ayrı başlatılan icra takiplerinde aynı borçludan alınan taahhütten her bir icra dosyasına ilişkin üç aya kadar borçlu aleyhine tazyik hapsi verilebilecektir. İçtihatın değindiği husus [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>A.İçtihat Konusu</h2>
<p>İcra iflas Kanunu&#8217;nun 340. maddesi doğrultusunda borçlu kişiden alınan ödeme taahhüdünün ihlali halinde İcra Ceza mahkemesince verilecek 3 aya kadar tazyik hapsi cezalarına ilişkin ayrı takip dayanaklarına istinaden ayrı ayrı başlatılan icra takiplerinde aynı borçludan alınan taahhütten her bir icra dosyasına ilişkin üç aya kadar borçlu aleyhine tazyik hapsi verilebilecektir.</p>
<p>İçtihatın değindiği husus ; Tüm takiplerin aynı borçtan kaynaklandığının borçlu tarafından ispatlanması halinde ayrı ayrı üç aya kadar hapis cezası verilemeyecek yalnızca bir defa 3 aya kadar hapis cezası verilecektir. Ancak ifade edildiği gibi bir borçlu hakkında aynı kişi tarafından birden fazla icra takibi yapılması ve her bir icra takibinde taahhüt alınması ve borçlunun da taahhütlerini ihlal etmesi halinde aksi borçlu tarafından ispat edilmediği takdirde her takip ayrı bir borç sayılacak ve borçlu her bir icra takibi kapsamında verdiği taahhütten dolayı üçer aya kadar tazyik hapsi ile karşı karşıya kalabilecektir .</p>
<h2>B.İçtihat</h2>
<p>“&#8230;şikayet konusu edilen taahhütlerin farklı icra takiplerinden kaynaklanan farklı taahhütler olduğu, Antalya 12. İcra Müdürlüğü&#8217;nün 2017/8946 esas sayılı, 2017/8945 esas sayılı ve 2017/8944 esas sayılı icra dosyalarında takibe dayanak bonoların keşide tarihlerinin aynı tarihler olmasının, söz konusu bonoların aynı borç ilişkisine ilişkin olduğuna dair tek başına yeterli olmadığı, sanığın da takibe dayanak bonoların aynı borç ilişkisi nedeniyle düzenlendiğine dair bir iddiası bulunmadığı gibi bunun dışında aynı borç ilişkisinden kaynaklandığına dair beyanı ve aksini ispata yarar belge bulunmadığı anlaşıldığından, farklı icra takiplerinde verilen farklı taahhütlerden dolayı 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 340. maddesi gereğince borçlunun ödeme şartını ihlâl suçunun ayrı ayrı oluşabileceği, sanığın ayrı ayrı cezalandırılması mümkün olduğundan ve bu durumda mükerrer cezalandırma söz konusu olmayacağından, yerinde görülmeyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 04/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kasten Yaralama &#8211; Öldürmeye Teşebbüs Ayrımı İçtihat</title>
		<link>https://orhunturkoglu.av.tr/kasten-yaralama-oldurmeye-tesebbus-ayrimi-ictihat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhun Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Oct 2024 09:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza İçtihatları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://orhunturkoglu.av.tr/?p=3159</guid>

					<description><![CDATA[Kasten Yaralama Ve Öldürmeye Teşebbüs Suçlarının Ayrımında Dikkate Alınan Kriterlere İlişkin İçtihat 1. Ceza Dairesi 2013/5581 E. , 2015/131 K. Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık &#8230;. mağdur &#8230;. eyleminin sübutu kabul, kusurluluğu etkileyen nedenlerden haksız tahrikin nitelik ve derecesi ile takdiri indirim sebebi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Kasten Yaralama Ve Öldürmeye Teşebbüs Suçlarının Ayrımında Dikkate Alınan Kriterlere İlişkin İçtihat</h2>
<p>1. Ceza Dairesi 2013/5581 E. , 2015/131 K.</p>
<p>Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık &#8230;. mağdur &#8230;. eyleminin sübutu kabul, kusurluluğu etkileyen nedenlerden haksız tahrikin nitelik ve derecesi ile takdiri indirim sebebi takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık &#8230;&#8230; müdafiinin bir sebebe dayanmayan, katılan vekilinin eksik incelemeye, haksız tahrik bulunmadığına yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine;<br />
Ancak;<br />
Oluşa ve dosya kapsamına göre; aynı işyerinde çalışan mağdur ile sanık arasında alınan bahşişlerin paylaşımı konusunda tartışma çıktığı, mağdurun sanığın üzerine yürüdüğü esnada sanığın bıçak ile vurarak aort, mide, duedenum yaralanması ve kolon mezosu oluşmasına ve yaşamsal tehlike geçirmesine neden olacak şekilde mağduru yaraladığı olayda;<br />
Kullanılan silahın elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, darbenin şiddeti yaranın niteliği birlikte dikkate alındığında, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşıldığı halde, kasten öldürme suçuna teşebbüs yerine yazılı şekilde suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek kasten yaralama suçundan hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 21/01/2015 gününde oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uyuşturucu Madde İçtihat Ceza Genel Kurulu</title>
		<link>https://orhunturkoglu.av.tr/uyusturucu-madde-ictihat-ceza-genel-kurulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhun Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Oct 2024 09:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza İçtihatları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://orhunturkoglu.av.tr/?p=3157</guid>

					<description><![CDATA[Satmak Amacı İle Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçu &#8211; Maddenin Miktarının Önemine İlişkin Ceza Genel Kurulu Kararı Satmak için esrar bulundurmak suçundan sanık Cumhur G&#8230;&#8230;&#8217;in beraatine ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.11.2000 gün ve 406-409 sayılı hüküm C.Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 20.05.2002 gün ve 188821-19114 sayı ile; &#8220;Narkotik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2>Satmak Amacı İle Uyuşturucu Madde Bulundurma Suçu &#8211; Maddenin Miktarının Önemine İlişkin Ceza Genel Kurulu Kararı</h2>
<p>Satmak için esrar bulundurmak suçundan sanık Cumhur G&#8230;&#8230;&#8217;in beraatine ilişkin İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.11.2000 gün ve 406-409 sayılı hüküm C.Savcısı tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 20.05.2002 gün ve 188821-19114 sayı ile;<br />
&#8220;Narkotik şube görevlilerince esrar içtiği ve külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği öğrenilen sanığın yakalandığında bu bilgiyi doğrulayarak Gaziemir otoban yolu altında dere yatağında ekip yetiştirdiği ve bir kısmı kurumuş, bir kısmı kurutulmaya bırakılmış, işlenmemiş halde toplam daralı 90 kilogram (işlendiği takdirde net 26.670 kilogram esrar elde edilebilecek nitelikteki) uyuşturucu maddenin yerini gösterip ele geçmesini sağladığı anlaşılan olayda, edi-nilen istihbari bilginin mahiyetine ve ele geçen suç konusu maddenin kişisel kullanım miktarının üzerinde olmasına göre sanığın eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak olarak değerlendirilip TCK.nın 403/5, 405/2. maddeleri ile cezalandırılması yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi&#8221; isabetsizliğinden bozulmuştur.</p>
<p>Yerel Mahkeme 01.10.2003 gün ve 349-435 sayı ile;</p>
<p>&#8220;Sanık soruşturmanın başından beri gerek emniyette, sulh ceza hakimliğinde ve mah-kememizdeki ifadesinde esrar satışı yapmadığını, içici olduğunu ve içmek amacıyla yakalanan hint kenevirini ektiğini söylemiş olup, soruşturmanın tüm aşamalarında ifadelerinde hiçbir sapma yapmamıştır.</p>
<p>Yüksek Yargıtay 10. Ceza Dairesi bozma ilamını iki gerekçeye dayandırmıştır. Bunlar;</p>
<p>a- Edinilen istihbari bilginin mahiyeti,</p>
<p>b- Ele geçen suç konusu maddenin miktarının kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunması,</p>
<p>Her ne kadar Yüksek Yargıtay yukarıda (A) kısmında belirtilen elde edilen istihbari bilginin mahiyeti nedeni ile kararın bozulmasına karar vermiş ise de dosyada bulunan istihbari bilginin düzenlendiği 09.08.2000 tarihli olay tespit, yakalama ve zapt etme tutanağının tetkikinden de anlaşılacağı üzere sanığın esrar içtiği ve külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği bilgileri alınmış ve bu istihbari bilgi ışığında sanık takibe alınmıştır. Tutanak mümzileri komiser Numan Demirel, polis memuru Hüseyin Tütüncü mahkememizde tanık sıfatı ile dinlenmiş olup, bu tanıklar da sanığın esrar içtiği ve kenevir bitkisi ektiği yolunda duyumlar aldıklarını söyleyerek düzenlenen tespit tutanağının doğru olduğunu belirtmişlerdir. Bu itibarla sanık hakkında alınan istihbari bilgilerde sanığın esrar sattığı veya satmak için kenevir bitkisi ektiği yolunda hiçbir bilgi yoktur.</p>
<p>Yüksek Yargıtayın yukarıda (B) bölümünde belirttiği ve suç konusu maddenin miktarı itibariyle kişisel kullanım miktarının üzerinde bulunması gerekçesine gelince; yukarıda da izah edildiği üzere sanık yakalandığında içmek maksadı ile hint keneviri ektiğini güvenlik güçlerine söylemiş ve güvenlik güçleri de sanığın gösterdiği yerde kenevir bitkisini elde etmiştir. Ekspertiz raporuna göre bu kenevir bitkisinden 26 kilo 670 gram net esrar elde edilebileceği anlaşıl-maktadır.</p>
<p>Sanığın esrar sattığı veya satmak için bu kenevir bitkisini ektiğine dair savunmasının aksine hiçbir kanıt yoktur. Sırf miktara bakılarak bu esrar maddesinin satılmak için bulun-durduğu sonucuna varılması, miktar dışında sanığın sattığına veya satmak için kenevir ektiğine dair başkaca bu iddiayı doğrulayan kanıtlar elde edilemediğinden miktara bakılarak bunu içmek için değil, satmak için bulundurduğu sonucuna varılmasının doğru olmadığı kanaatine varıl-mıştır. Sanık esrar içicisi olduğuna göre uzun bir süre ihtiyacını karşılayacak kadar ekmiş ola-bileceğini düşünmek gerekir.&#8221; gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.</p>
<p>Bu hükmün de C.Savcısı tarafından süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının &#8220;bozma&#8221; istekli 7.5.2004 gün ve 60140 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Baş-kanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.</p>
<p>CEZA GENEL KURULU KARARI</p>
<p>İnceleme Konusu olayda;</p>
<p>Kolluk tarafından düzenlenen yakalama, yer gösterme, arama ve zaptetme tutanaklarında;</p>
<p>Kaçakçılık ve İstihbarat Şube Müdürlüğü görevlilerince yapılan istihbari çalışma sonucunda B&#8230;&#8230;..&#8217;da lastik tamirciliği yapan Cumhur isimli kişinin esrar içtiği ve külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği bilgisinin edinilmesi üzerine takibe alınan bu kişinin 9.8.2000 günü yakalandığı, üzerinde yapılan aramada suç unsuruna rastlanmadığı, konu kendisine açıklan-dığında doğrulayarak esrar içicisi olduğunu, halen Gaziemir Otoban yolu altında dere yatağına kenevir ektiğini, yeri göstereceğini açıklaması üzerine tarif ettiği yere gidildiği, dere yatağında bir kısmı kesilerek kurumuş halde, bir kısmı da yeni kesilerek kurutulmaya bırakılmış toplam daralı ağırlığı 90 kg kadar gelen kenevir bitkisi uç kısımlarının elde edilerek zaptedildiği, bu kişiyle yapılan görüşmede, esrar içicisi olduğunu, pahalı olduğu için almaya gücünün yet-mediğini, bundan dolayı ekmek zorunda kaldığını, kimseye vermediğini söylediği, evinde ya-pılan aramada suç unsuruna rastlanmadığı belirtilmiştir.</p>
<p>İzmir Polis Kriminal Laboratuvarınca düzenlenen 9.8.2000 gün ve 619 sayılı raporda; incelenmek üzere gönderilen toplam net 88 kilogram 900 gram ağırlığındaki maddenin esrar ihtiva eden ve esrar elde etmede kullanılabilen taze durumdaki hint keneviri bitkisinin gövde ve uç kısımları olduğu, kurutulduktan sonra eleme usulü ile yapılan miktarsal çalışmalar sonucu, bu miktardan %30 oranında olmak üzere net 26 kilogram 670 gram esrar elde edilebileceği be-lirtilmiştir.</p>
<p>Sanık tüm aşamalarda benzer biçimde; esrar içtiğini, pahalı olduğundan almaya gücünün yetmediğini, bu nedenle içmek amacıyla kenevir bitkisi ektiğini, ekim yaptığı yeri polislere gös-terdiğini, esasen dışarıdan görünmediği için esrar ektiği yeri çitlerle kapatmaya gerek duy-madığını, zaman zaman buraya gidip kendisi için kesip kurutarak esrar içtiğini, kimseye sat-madığını, dere yatağı sulak olduğu için kenevirlerin çok büyüdüğünü, bundan dolayı fazla mik-tarda yakalattığını savunmuştur.</p>
<p>Kolluk görevlisi tanıklar Numan Demirel ile Hüseyin Tütüncü ise tutanak içeriğindeki bilgileri tekrarlayarak doğrulamışlardır.</p>
<p>TCY&#8217;nın 403. maddesinin 5. fıkrası, uyuşturucu maddeyi &#8220;yanında veya başka bir yerde&#8221; bulunduranların cezalandırılmalarını öngörmektedir. Öte yandan, 404. maddenin 2. fıkrası kul-lanma maksadıyla uyuşturucu madde bulundurma eylemini ayrıca suç olarak düzenlemiş ve çok daha az bir yaptırımla karşılamıştır.</p>
<p>Görüleceği üzere, uyuşturucu madde bulundurma eyleminin nitelendirilmesinde belirgin rol oynayan husus, bulundurmanın gayesidir. Kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulun-durma eylemi 404. maddenin 2. fıkrasında yazılı suçu oluşturacaktır. 403. maddenin 5. fıkrasında yazılı bulundurma eylemi ise, kullanma maksadının dışında kalan bulundurma fiillerine münhasırdır.</p>
<p>Uyuşturucu madde bulundurmanın kullanma maksadına matuf olduğunun belirlenme-sinde dikkate alınması gereken ve öğreti ile uygulamada da kabul görmüş olan bazı kriterler bulunmaktadır.</p>
<p>Bunlardan ilki; failin bulundurduğu uyuşturucu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etmek hususunda herhangi bir davranış içine girdiğinin tespit edilememesidir.</p>
<p>Çİkinci kriter, bulundurulan yer ve bulunduruluş biçimidir; kişisel kullanım için uyuşturucu madde bulunduran kimse, bunu her zaman kolaylıkla erişebileceği bir yerde, örneğin genellikle evinde veya işyerinde bulundurur, yine uyuşturucunun çok sayıda küçük paketçikler halinde olması, kullanım dışında bir amaçla bulundurulduğu hususunda önemli bir belirtidir.</p>
<p>Üçüncü kriter de, bulundurulan miktardır. Özellikle uyuşturucu maddelerden esrarın elde edilmesinde kullanılan kenevir bitkisi ülkemizin kimi yörelerinde yılda birkaç kez ekilmesine karşın bazı bölgelerde yılda bir kez ekilmektedir. Öte yandan gerek esrarın temin edilmesinde, gerekse özelliğini yitirmeden çok uzun süre muhafaza edilmesinde çeşitli güçlükler bulun-maktadır. Yine Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların her defasında 1-1,5 gram olmak üzere günde üç kez esrar tüketebildikleri bildirilmektedir. Esrar kullanma alışkanlığı olanların bunları gözönüne alarak, bir yıllık ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda esrar maddesini ihtiyaten yanlarında veya ulaşabilecekleri bir yerde bulundurabildikleri de bilinen bir husustur. Buna göre, esrar kullanan faillerin, yukarıda nedenleri açıklanan ve olağan sayılan bu süre içinde kişisel olarak kullanıp tüketebilecekleri miktarın üzerinde esrar maddesi bulundurmaları halinde, bulundurmanın kişisel kullanım amacına yönelik olmadığı kabul edilmelidir.</p>
<p>Somut olayda, zaman zaman esrar kullandığı ve geçmişte evinde saksı içinde kenevir bitkisi ekerek kişisel kullanımı için esrar elde ettiği bilinen sanığın, bu kez şehir dışında, otoban köprüsünün altındaki dere yatağında kenevir bitkisi yetiştirdiği ve bir kısmını keserek kurutmaya bıraktığı, yakalanan bitki gövde ve uç kısımlarından toplam net 26 kilogram 670 gram esrar maddesi elde edilebileceği anlaşılmaktadır. Sanığın külliyetli miktarda kenevir bitkisi ektiği yolundaki ihbar nedeniyle yakalanması, uyuşturucu maddenin elde edildiği yer ve bulundurulan miktarın sanığın kişisel olarak tüketebileceği miktarın çok üzerinde olması karşısında, bulundurmanın kullanma amacına yönelik olmadığı belirlenmiş olup, sanığın saptanan bu eylemi TCY&#8217;nın 403. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenen uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla, sanığın uyuşturucu madde bulundurmak eyleminin kullanma amacına yönelik olduğuna ilişen Yerel Mahkeme direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.</p>
<p>SONUÇ:Açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 15.06.2004 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahte Fatura Kullanma Suçu &#8211; Yanıltıcı Belge &#8211; Kısmen Sahte Belge</title>
		<link>https://orhunturkoglu.av.tr/sahte-fatura-kullanma-sucu-yaniltici-belge-kismen-sahte-belge/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhun Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Oct 2024 09:18:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza İçtihatları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://orhunturkoglu.av.tr/?p=3152</guid>

					<description><![CDATA[Ceza Genel Kurulu 2022/334 E. , 2022/576 K. &#8220;İçtihat Metni&#8221; TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı suçun sübutu yönünden eksik araştırmayla hükümler kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olan &#8230;. Taah. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ceza Genel Kurulu 2022/334 E. , 2022/576 K.</p>
<p>&#8220;İçtihat Metni&#8221;</p>
<p>TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
CEZA GENEL KURULU KARARI<br />
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı suçun sübutu yönünden eksik araştırmayla hükümler kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.<br />
İncelenen dosya kapsamından;<br />
Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olan &#8230;. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin, &#8230; Merkez Mahallesi, &#8230; Bulvarı, numara 173/5, Beylikdüzü/&#8230; adresinde ikamet amaçlı bina inşaatı alanında faaliyette bulunduğu, 2009 yılında adı geçen Şirket müdür ve ortaklarının sanıklar &#8230; ve &#8230; olduğu,<br />
&#8230;. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 17.11.2014 tarihli ve 3109/44 sayılı vergi inceleme raporu ile eki tutanakta özetle; mükellef kurumun, 20.09.2011 tarihli ve 13 sayılı vergi tekniği raporuyla sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.ye ait dokuz, 28.06.2010 tarihli ve 35 sayılı vergi tekniği raporuyla sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230; &#8230; isimli şahıs firmasına ait üç, 20.05.2010 tarihli ve 52 sayılı vergi tekniği raporuyla sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230; isimli şahıs firmasına ait beş, 25.09.2012 tarihli ve 19 sayılı vergi tekniği raporuyla sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230; isimli şahıs firmasına ait yedi adet faturayı yevmiye defterine kaydettiği ve bu faturaları 2009 yılının Ekim ve Kasım aylarına ilişkin KDV beyannamelerinde kullanarak indirim konusu yaptığı, mükellef kurumun 2009 hesap dönemi içerisinde KDV dahil toplam 453.156,84 TL tutarındaki emtia alışını belirtilen sahte belgeler ile belgelendirdiği tespit edilmiş olup söz konusu bu faturaların KDV hariç tutarının satılan mamuller maliyetine oranının %40, ilgili dönemdeki KDV indirimine oranının ise %99 olarak belirlendiği bilgilerine yer verildiği, ayrıca faturalardaki emtia alışlarına ilişkin ödemelerin nakit olarak yapılması ve sahte fatura kullanım oranının çok yüksek olması nedeniyle mükellef kurumun sahte faturaları bilerek kullandığı kanaatine varıldığı,<br />
17.11.2014 tarihli ve 3109/44 sayılı vergi inceleme raporu dayanak alınarak hazırlanan 17.11.2014 tarihli ve 3109/44 sayılı vergi suçu raporuna göre; 2009 hesap döneminde sahte fatura kullanma fiilini gerçekleştiren ve şirketi müştereken temsil ve ilzama yetkili olan sanıklar &#8230; ve &#8230; hakkında &#8230; Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması gerektiği sonucuna ulaşıldığı,<br />
Marmara Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı Vergi Denetim Kurulunun 04.12.2014 tarihli yazısı ile de sanıkların 2009 takvim yılında sahte fatura kullanma fiilini işledikleri iddiasına dayalı mütalaanın &#8230; Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,<br />
26.01.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda; &#8230;. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin kanuni temsilcisi olan sanıkların, sahte fatura düzenleyicisi oldukları vergi tekniği raporları ile tespit edilen &#8230; &#8230;, &#8230; ve &#8230; isimli şahıs firmaları ile &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.den aldıkları faturaları Şirketin yasal defterine kaydedip 2009 yılı ilgili dönemlerinde KDV beyannamesinde indirim konusu yaptıkları tespitlerine yer verildiği,<br />
İlgili Vergi Dairesi Başkanlıklarınca dosya içerisine gönderilen;<br />
1- &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen 20.09.2011 tarihli ve 13 sayılı vergi tekniği raporunda; &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.nin unvanı &#8230; Elektrik Elektronik &#8230;. Tur. ve Rekl. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti. iken 02.04.2008 tarihli kararla belirtilen unvanı aldığı ve &#8230; Ticaret Siciline 10.04.2008 tarihinde kaydedildiği, 02.04.2008 tarihinde yapılan hisse devriyle Şirket ortağı olan Tamer Şentürk’ün belirtilen tarihten 05.09.2008 tarihine kadar, 05.09.2008 tarihinde yapılan hisse devriyle Şirket ortağı olan &#8230;’ın da belirtilen tarih itibarıyla Şirket müdürü olarak atandığı, adı geçen Şirketin hisselerinin devredildiği ve unvan değişikliğinin karar tarihi olan 02.04.2008 tarihinden itibaren sahte fatura ticareti yaptığı, 02.04.2008 tarihinden itibaren düzenlenen tüm fatura ve belgelerinin sahte olduğu,<br />
2- &#8230; &#8230; hakkında düzenlenen 28.06.2010 tarihli ve 35 sayılı vergi tekniği raporunda; mükellef tarafından 2009 ve 2010 yıllarında tanzim edilmiş görünen faturalara rastlanması hâlinde faturaların gerçek bir mal ve hizmet ifalarını yansıtmayan sahte faturalar olarak değerlendirilmesi gerektiği,<br />
3- &#8230; hakkında düzenlenen 20.05.2010 tarihli ve 52 sayılı vergi tekniği raporunda; mükellefin 2009 yılında yaptığı faaliyetin sahte fatura düzenlemek olduğu, mükellef bilgilerini taşıyan herhangi bir belgenin 2009 ve sonraki dönemlerde düzenlendiğinin ve kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde bu faturaların gerçek bir mal ifasına dayanmayan sahte faturalar olarak değerlendirilmesi ve ilgililer hakkında sahte fatura kullanma yönünden işlem yapılması gerektiği,<br />
4- &#8230; hakkında düzenlenen 25.09.2012 tarihli ve 19 sayılı vergi tekniği raporunda; mükellefin işe başlama tarihi olan 20.07.2009 tarihinden itibaren gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına yönelik ticari faaliyetinin olmadığı, komisyon karşılığı sahte belge düzenlemek amacıyla faaliyet yürüttüğü, 20.07.2009 tarihinden itibaren düzenlediği tüm belgelerinin sahte belge niteliğinde olduğu,<br />
Bilgi ve tespitlerinin yer aldığı,<br />
Dosya içerisine getirtilen belgeler ile UYAP Sisteminden ulaşılabilen bilgilere göre;<br />
1- &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.nin ilgili dönemdeki yetkilisi &#8230;’ın, Şirket ortaklarından &#8230; ile birlikte &#8230; 5. Asliye Ceza Mahkemesince 2012/28 esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda; &#8230; ve &#8230; hakkında 2008, 2009 ve 2010 yıllarında sahte fatura düzenleme, 2008 ve 2009 yıllarında da ayrıca sahte fatura kullanma suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, hükümlerin temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 17.10.2016 tarih ve 4907-6188 sayı ile; adı geçen Şirket müdürü &#8230; müdafisinin yasal sürenin geçmesinden sonra temyiz isteminde bulunması sebebiyle temyiz isteminin reddine karar verildiği ve &#8230; hakkındaki hükümlerin bu şekilde kesinleştiği, Şirketin küçük hisseli ortağı olan &#8230; hakkında ise eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulduğundan bahisle bozma kararı verildiği, bozma üzerine dosyayı yeniden ele alan Yerel Mahkemece &#8230; hakkında kurulan beraat hükmünün temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 11.11.2021 tarih ve 3119-10237 sayı ile; &#8230; hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği,<br />
2- Bir şahıs firması olarak mükellefiyet tesis ettiren &#8230; &#8230; hakkında &#8230; 5. Asliye Ceza Mahkemesince 2012/264 esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda; 2009 ve 2010 yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, bu hükümlerin sanık müdafisince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 29.03.2017 tarih ve 4563-2352 sayı ile; sanık müdafisinin sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, suça konu edilen sahte faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri taşıyıp taşımadığının denetlenmesi için fatura asıl veya onaylı örneklerinin dosya içerisine getirtilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verildiği,<br />
3- Bir şahıs firması olarak mükellefiyet tesis ettiren &#8230; hakkında &#8230; 20. Asliye Ceza Mahkemesince 2010/1339 esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda; 2009 yılında sahte fatura düzenleme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, hükmün temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 12.11.2013 tarih ve 20797-16518 sayı ile ; &#8230;’ın 07.012012 tarihinde öldüğünün anlaşılması nedeniyle bozma kararı verildiği,<br />
4- Bir şahıs firması olarak mükellefiyet tesis ettiren &#8230; hakkında &#8230; Anadolu 34. Asliye Ceza Mahkemesince 2013/251 esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda; 2009, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, hükümlerin temyiz edilmeksizin 10.12.2014 tarihinde kesinleştiği,<br />
Anlaşılmaktadır.<br />
Sanıklar &#8230; ve &#8230; vergi müfettişi huzurunda; 2009 yılında Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olarak inşaat faaliyetinde bulunduklarını, söz konusu faturaların muhteviyatındaki emtiaların faaliyetleri ile ilgili olarak alınıp kullanıldığını, fatura muhteviyatındaki emtiaların nakliyesinin malı satanlarca yapıldığını, söz konusu malların &#8230; yerlerinde taraflarına teslim edildiğini, faturalar ve malların firmanın pazarlamacıları olarak bildikleri kişiler tarafından verildiğini, ancak bizzat kim tarafından verildiğini hatırlamadıklarını, söz konusu firmaları veya ortaklarını tanımadıklarını, fakat faturadaki malları fiilen teslim aldıklarını, faturaların gerçek olup olmadıkları hakkında bilgilerinin bulunmadığını, ödemelerin tamamını nakit olarak yaptıklarını,<br />
Sanık &#8230; kovuşturma evresinde; atılı suçlamayı kabul etmediğini, kesinlikle bilerek sahte fatura kullanmadığını, aldığı faturaların &#8230; karşılığı olduğunu, karşılıksız bir işlem yapılmadığını,<br />
Sanık &#8230; kovuşturma evresinde; Şirketlerinin faaliyeti esnasında alım satımlar yaptıklarını, alınan mallar karşılığında ödemelerde bulunduklarını, kendilerine faturaların verildiğini, bu faturaların mal aldıkları şirketlere ait olduğunu, sahte fatura kullanmadıklarını, suçlamayı kabul etmediğini,<br />
Savunmuşlardır.<br />
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun &#8220;Kaçakçılık Suçları ve Cezaları&#8221; başlıklı 359. maddesinin b fıkrası;<br />
&#8220;&#8230;b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.&#8221; biçiminde iken 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun&#8217;un 4. maddesi ile fıkrada yer alan “beş” ibaresi “sekiz” şeklinde değiştirilmiş ve fıkra son hâlini almıştır.<br />
Maddeyle haksız kazanç sağlamak ve/veya vergi kaçırmak (az vergi ödemek &#8211; hiç vergi ödememek) için işlenen fiillerden birisinin de sahte belge düzenlemek veya kullanmak olduğu açıkça belirtilmiştir. Vergi kayıp ve kaçağına sebebiyet vermesindeki oranın yüksekliğini dikkate alan kanun koyucu, sahte belge düzenlemek veya bu belgeleri kullanmak eylemleri için Vergi Usul Kanunu’nda özel düzenleme getirme ihtiyacı duymuştur.<br />
Vergi belgelerindeki sahteciliğin amacı; düzenleyen için komisyon almak suretiyle haksız kazanç sağlamak veya vergi doğuran faaliyetini vergi dairesi bilgisi dışında tutarak vergi ödememek; kullanan için ise gideri fazla gösterip matrahı düşürmek, dolayısıyla vergiyi az ödemek veya hiç ödememek ya da hakkı olmayan vergi iadesi veya indiriminden yararlanmaktır. Bu bağlamda, gerçeğe aykırılık olgusu olarak sahtecilik amaç değil, araçtır.<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde sahte belgenin tanımı yapılmıştır. Buna göre; gerçek bir muamele veya durum olmadığı hâlde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir. Örneğin, satın alınmayan mal veya hizmetin alınmış gibi fatura düzenlenmesi faaliyeti sahtecilik, düzenlenen fatura da sahte belgedir. Madde metninde sahte belge tanımı yapılırken özellikle belge içeriğinin gerçeğe aykırı düzenlenmesinden bahsedilmektedir. Sahte olarak basılmış ya da mükellefin rızası dışında mükelleften elde edilmiş belgeler de sahte belgedir, ancak bu şekilde maddi olarak yapılan sahteciliklerde dahi sahte belge düzenleme ve kullanma suçlarının özelliği nedeniyle belgenin, gerçek bir muamele veya durum olmadığı hâlde bunlar varmış gibi düzenlenmesi gerekmektedir.<br />
Belgenin asıl ve suretinde yapılan sahtecilik arasında fark olmayıp sahtecilik kısmen veya tamamen yapılabilir. Tamamen sahtecilik, gerçekte olmayan bir vergi olayının varmış gibi belgeye yansıtılmasıdır. Kısmen sahtecilik ise gerçek ve gerçek olmayan muamele veya durumların aynı belgede yer alması hâlidir. Örneğin; gerçek emtia satışı için düzenlenen faturada, ayrıca yapılmayan emtia satışının da gösterilmesi gibi.<br />
Kısmen sahte belge ile muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeyi karıştırmamak gerekir. Yanıltıcı belgede, gerçek muamele veya durum mevcut olmakla birlikte bunların mahiyet veya miktarında gerçeğe aykırılık vardır. Kısmen sahte belgede ise gerçeğin yanında gerçek olmayan muamele ve durum veya yanıltıcı niteliği kabule yol açan mahiyet ve miktar dışında ve bunları aşan gerçeğe aykırılık söz konusudur.<br />
Bu itibarla, belgesiz yapılan alım ve hizmetlerin başka bir mükellefin belgesiyle veya sahte belgeyle belgelendirilmesi hâlinde belgenin gerçek bir muamele veya duruma dayanmadığından sahte olduğunun kabulü gerekir.<br />
Sahtecilik, mükellefin özel yönetmeliğine uygun olarak bastırdığı belgeler vasıta kılınarak işlenebileceği gibi, sahte basılmış belgelerle de işlenebilir.<br />
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;<br />
Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü mükellefi olan &#8230;. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin müşterek müdür ve ortakları sanıklar &#8230; ve &#8230;’in, 2009 yılında, sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.ye ait dokuz, &#8230; &#8230; isimli şahıs firmasına ait üç, &#8230; isimli şahıs firmasına ait beş, &#8230; isimli şahıs firmasına ait yedi adet faturayı yevmiye defterine kaydettiği ve bu faturaları 2009 yılının Ekim ve Kasım aylarına ilişkin KDV beyannamelerinde kullanarak indirim konusu yaptığının iddia ve kabul edildiği olayda;<br />
İkamet amaçlı bina inşaatı alanında faaliyette bulunmak amacı ile mükellefiyet tesis ettiren &#8230;. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi raporlarında; adı geçen Şirket yetkilisi olan sanıkların, 20.09.2011 tarihli ve 13 sayılı vergi tekniği raporuyla sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti., 28.06.2010 tarihli ve 35 sayılı vergi tekniği raporuyla sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230; &#8230;, 20.05.2010 tarihli ve 52 sayılı vergi tekniği raporuyla sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230;, 25.09.2012 tarihli ve 19 sayılı vergi tekniği raporuyla sahte fatura düzenlediği tespit edilen &#8230; ’a ait faturaları ilgili dönem KDV beyannamelerinde kullanarak indirim konusu yaptığı, mükellef kurumun 2009 hesap dönemi içerisinde KDV dahil toplam 453.156,84 TL tutarındaki emtia alışını belirtilen sahte belgelerle belgelendirdiği, söz konusu bu faturaların KDV hariç tutarının satılan mamuller maliyetine oranının %40, ilgili dönemdeki KDV indirimine oranının ise %99 olarak belirlendiği bilgilerine yer verilmesi, aynı raporda ayrıca faturalardaki emtia alışlarına ilişkin ödemelerin nakit olarak yapılması ve sahte fatura kullanım oranının çok yüksek olması nedeniyle mükellef kurumun sahte faturaları bilerek kullandığı kanaatine varıldığının belirtilmesi, faturaları düzenleyen firmalar hakkında hazırlanan ve dosya içerisine getirtilen 20.09.2011 tarihli ve 13 sayılı, 28.06.2010 tarihli ve 35 sayılı, 20.05.2010 tarihli ve 52 sayılı ile 25.09.2012 tarihli ve 19 sayılı vergi tekniği raporlarında, &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti., &#8230; &#8230;, &#8230; ve &#8230; ’ın 2009 yılında düzenledikleri belgelerinin sahte belge mahiyetinde olduğu tespitlerinin yer alması, ayrıca adı geçen şahıs firmaları sahipleri ile adı geçen Şirket yetkilisi hakkında 2009 yılında sahte fatura düzenleme suçundan ayrı ayrı açılan kamu davalarının tamamında Yerel Mahkemelerce mahkûmiyet hükümleri kurulmuş olup verilen hükümlerin; &#8230; yönünden temyiz edilmeksizin, &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. yetkilisi &#8230; yönünden ise müdafisince yasal sürenin geçmesinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi suretiyle kesinleşmesinin yanı sıra, &#8230; &#8230; ve &#8230; yönünden verilen hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesince bozma kararı verilmiş ise de &#8230; yönünden verilen bozma kararı gerekçesinin adı geçenin ölmüş olmasına, &#8230; &#8230; yönünden verilen ve &#8230; müdafisinin sair temyiz itirazları reddedilen bozma kararı gerekçesinin de Özel Dairenin CGK’nın 08.11.2018 tarihli ve 427-517 sayılı kararı sonrasında bozma nedeni olmaktan çıkarttığı “suça konu edilen sahte faturaların Vergi Usul Kanunu’nun 230. maddesinde öngörülen zorunlu bilgileri taşıyıp taşımadığının denetlenmesi için fatura asıl veya onaylı örneklerinin dosya içerisine getirtilmesi gerektiği” hususuna dayanması, dosya içerisine davaya konu faturaların düzenleyicisi olan Şirket ve firmaların vergi raporları intikal ettikten sonra kovuşturma evresinde hazırlanan 26.01.2016 havale tarihli bilirkişi raporunda da, &#8230;. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin kanuni temsilcisi olan sanıkların, sahte fatura düzenleyicisi oldukları vergi tekniği raporları ile tespit edilen &#8230; &#8230;, &#8230; ve &#8230; isimli şahıs firmaları ile &#8230;. İletişim Metal Peyzaj Hırd. ve Orm. Ürn. &#8230;. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti.den aldıkları faturaları Şirketin yasal defterine kaydedip 2009 yılı ilgili dönemlerinde KDV beyannamesinde indirim konusu yaptıkları tespitlerine yer verilmesi, sanıkların da aşamalarda, adı geçen firmalarla ticari ilişkilerini ispatlar nitelikte bir belge ibraz edememelerinin yanı sıra firmaları ve yetkililerini tanımadıklarını ifade etmeleri karşısında; bilerek sahte fatura kullanmadıkları, aldıkları faturaların &#8230; karşılığı olduğu şeklideki suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmeyen sanıkların, 2009 yılında sahte fatura kullanma eylemlerinin sabit olduğu, dosyadaki mevcut deliller dikkate alındığında suçun sübutu bakımından herhangi bir eksik araştırma bulunmadığı kabul edilmelidir.<br />
Bu itibarla, sanıklara atılı suçun sübutu bakımından eksik araştırmayla hükümler kurulduğu yönündeki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.<br />
SONUÇ:<br />
Açıklanan nedenlerle;<br />
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,<br />
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 22.09.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İçerik Sahteciliği &#8211; Özel Belgede Sahtecilik Ayrımı &#8211; İçerik Sahteciliği Belgede Sahtecilik Midir?</title>
		<link>https://orhunturkoglu.av.tr/icerik-sahteciligi-ozel-belgede-sahtecilik-ayrimi-icerik-sahteciligi-belgede-sahtecilik-midir/</link>
					<comments>https://orhunturkoglu.av.tr/icerik-sahteciligi-ozel-belgede-sahtecilik-ayrimi-icerik-sahteciligi-belgede-sahtecilik-midir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhun Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Mar 2024 17:26:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza İçtihatları]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihatlar]]></category>
		<category><![CDATA[belgede sahtecilik]]></category>
		<category><![CDATA[içerik sahteciliği]]></category>
		<category><![CDATA[özel belgede sahtecilik]]></category>
		<category><![CDATA[sahtecilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://orhunturkoglu.av.tr/?p=2333</guid>

					<description><![CDATA[Sanık ve müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan ceza miktarına göre, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK&#8217;nin 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır. Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 207. maddesinde yer alan özel belgede sahtecilik suçunda, gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmemiş, yalnızca, &#8220;belgeyi sahte düzenleme&#8221; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ol class="wp-block-list" start="11">
<li>Ceza Dairesi 2018/5129 E. , 2021/1834 K.<br />&#8220;İçtihat Metni&#8221;<br />MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi<br />SUÇ : Özel Belgede Sahtecilik<br />HÜKÜM : Mahkumiyet</li>
</ol>



<p>Sanık ve müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmolunan ceza miktarına göre, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK&#8217;nin 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır. Türk Ceza Kanunu&#8217;nun 207. maddesinde yer alan özel belgede sahtecilik suçunda, gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmemiş, yalnızca, &#8220;belgeyi sahte düzenleme&#8221; hareketine yer verilmiştir. İçerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriği gerçeğe aykırıdır. Maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verilmiştir. Maddenin gerekçesinde belgenin sahte olarak düzenleme hareketi açıklanırken; &#8220;özel belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte üretilmektedir&#8221; ifadesiyle de eylemin maddi sahteciliği kapsadığı belirtilmiştir. Buna göre salt yalan beyanı içeren özel belge, açıklanan ve unsurları gösterilen özel belgede sahtecilik suçunun maddi konusunu oluşturmamaktadır. Somut olayda; avukat olan sanığın, suça konu otel kiralama sözleşmesini 2012 yılı Haziran ayı içinde düzenlediği hâlde, sözleşme başlangıç tarihini gerçeğe aykırı olarak 01/01/2012 şeklinde yazdığı, ayrıca bu sözleşmenin Bodrum 3. Asliye Ceza mahkemesinin 2015/162 E. ve Bodrum 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/945 E. sayılı dosyalarında kullanıldığı, bu şekilde sanığın özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilen olayda; sanığın eyleminin içerik sahteciliği olarak kabul edilmesi gerektiği, içerik sahteciliğinde, 5237 sayılı TCK&#8217;nin 207. maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı kaldı ki dosya kapsamından suça konu belge aslının da temin edilemediği ve onaysız fotokopiden ibaret sözleşmeninde belge olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık ve müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK&#8217;nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 24.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://orhunturkoglu.av.tr/icerik-sahteciligi-ozel-belgede-sahtecilik-ayrimi-icerik-sahteciligi-belgede-sahtecilik-midir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilinçli Taksir Olası Kast Ayrımı &#8211; İçtihat</title>
		<link>https://orhunturkoglu.av.tr/bilincli-taksir-olasi-kast-ayrimi-ictihat/</link>
					<comments>https://orhunturkoglu.av.tr/bilincli-taksir-olasi-kast-ayrimi-ictihat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Orhun Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Mar 2024 16:49:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ceza İçtihatları]]></category>
		<category><![CDATA[İçtihatlar]]></category>
		<category><![CDATA[ayrım]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli taksir]]></category>
		<category><![CDATA[olası kast]]></category>
		<category><![CDATA[sonucun öngörülmemesi]]></category>
		<category><![CDATA[sonucun öngörülmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://orhunturkoglu.av.tr/?p=2331</guid>

					<description><![CDATA[Suç : Taksirle yaralamaHüküm : TCK&#8217;nın 89/1, 22/3, 62/1, 51/1-3, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin kusur durumuna, eksik incelemeye [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<ol class="wp-block-list" start="12">
<li>Ceza Dairesi 2018/7275 E. , 2019/12063 K.</li>
</ol>



<p>Suç : Taksirle yaralama<br>Hüküm : TCK&#8217;nın 89/1, 22/3, 62/1, 51/1-3, 53/6. maddeleri uyarınca mahkumiyet</p>



<p>Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:<br>Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin kusur durumuna, eksik incelemeye ve sair nedenlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;<br>İstisnai bir kusurluluk şekli olan taksir, 5237 sayılı TCK’nın 22/2. maddesinde “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” şeklinde tanımlanmış olup, 5237 sayılı TCK’da, 765 sayılı TCK’da yer verilen, “tedbirsizlik”, “dikkatsizlik”, “meslek ve sanatta acemilik”, “nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik”, “kayıtsızlık veya tedbirsizlik”, “hataen ve kayıtsızlıkla”, “müsamaha ve dikkatsizlik” şeklindeki taksir kalıplarına ilgili suç tiplerinde yer verilmemiş, ancak gerek öğretide, gerekse uygulamada, bu taksir kalıplarına yer verilmemiş olmasının, bir eksiklik veya farklılık oluşturmayacağı kabul edilmektedir. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkân ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır.<br>Öğretide ve yargı kararlarında taksirin unsurları,<br>a) Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,<br>b) Hareketin iradiliği,<br>c) Neticenin iradi olmaması,<br>d) Hareketle netice arasında nedensellik bağının bulunması,<br>e) Neticenin öngörülebilmesi, ancak bu neticenin fail tarafından öngörülmemesi,<br>şeklinde belirtilmiştir.<br>Bilinçli taksir kavramı mülga 765 sayılı TCK’nın 45. maddesine 8.1.2003 tarihli ve 4758 sayılı Kanun ile eklenen son fıkra ile hukukumuza girmiş olup, anılan fıkrada, “Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde ceza … arttırılır.” hükmüne yer verilmiş, aynı hüküm, 5237 sayılı TCK’nın 22. maddenin 3. fıkrasında da korunmuştur. Taksirden söz edilebilmesi için neticenin öngörülebilir olması gerekli ve yeterli olmasına karşılık, bilinçli taksir halinde failin somut olayda ayrıca bu neticeyi öngörmüş olması da gereklidir. Bilinçli taksirde gerçekleşen sonuç, fail tarafından öngörüldüğü halde istenmemiştir. Gerçekten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin tehlike hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin tehlike hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla yükümlüdür. Bilinçli taksirde netice somut olarak öngörüldüğü halde, istenmemiştir. Bilinçli taksiri, taksirden ayıran özellik, bilinçli taksirde istenmeyen netice fiilen öngörülürken, taksirde öngörülmemektedir. Yasada, taksirin bir türü olarak düzenlenmiş bulunan bilinçli taksir esas itibariyle olası kastın sınırlarını daraltıcı bir işlev görmektedir. Bu nedenle, olası kastın anlamı ve sınırları belirlenmeden, bilinçli taksirin kapsamının tayini mümkün değildir. Olası kast ve bilinçli taksir öngörme unsuru itibariye örtüşmesine rağmen, isteme unsuru bakımından ayrılmaktadır. Olası kastı bilinçli taksirden ayıran özellik, mümkün ya da muhtemel olarak öngörülen neticenin kabullenilmesi, failin öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güveni olmadan hareket etmesidir. Başka bir anlatımla, fail öyle ya da böyle herhalde hareketi gerçekleştirirdim diyorsa olası kast, neticenin gerçekleşeceğini bilseydim hareketi gerçekleştirmezdim, diyorsa bilinçli taksir söz konusudur. Somut olaya gelince; olay günü katılanın meskun mahal içindeki, iki şeritli, iki yönlü, azami hız limitinin 50 km/s olduğu, yağış dolayısıyla ıslak yolda seyir halindeyken, kendisi ile aynı yönde ve önünde seyreden sanığın idaresindeki otomobili sollamaya başladığı anda, sanığın aracını katılanın aracını sıkıştıracak şekilde yönlendirmesi sebebiyle katılanın solunda kalan park halindeki 3 araca çarpmasını takiben takla atarak durduğu ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı olayda, sanığın meydana gelen neticeyi öngördüğü, bununla beraber öngördüğü tipik neticenin meydana gelmeyeceğine yönelik bir güveni olmadan hareket ettiğinin kabulü ile TCK&#8217;nın 21/2.ve 86/2. maddeleri uyarınca &#8220;olası kastla yaralama&#8221; suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek &#8220;bilinçli taksirle yaralama&#8221; suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK&#8217;un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 23/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://orhunturkoglu.av.tr/bilincli-taksir-olasi-kast-ayrimi-ictihat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
